delîl


delîl
(A.)
[ ﻞﻴﻝد ]
1. kanıt.
2. rehber.
3. şahit.

Osmanli Türkçesİ sözlüğü . 2015.

Look at other dictionaries:

  • delil — dèlīl m <G delíla> DEFINICIJA reg. vodič, vođa puta, pratilac na putovanju (ob. na hadžiluku) ETIMOLOGIJA tur. ← arap. dälil: vodič …   Hrvatski jezični portal

  • delil — is., Ar. delīl 1) İnsanı aradığı gerçeğe ulaştırabilecek iz, emare Milletlerin hürriyet için yaptıkları fedakârlıklardan canlı deliller gösteriyordu. P. Safa 2) huk., man. Kanıt Elde hiçbir delil olmadığı için serbest bırakıldı. S. F. Abasıyanık… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • DELİL — Kılavuz. Doğru yolu gösteren. Meçhûlü keşfetmekte ve malumun sıhhatını isbat etmekte vasıta ve âlet ittihaz olunan husus. * Beyyine. Bürhan …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

  • delil — ispat etme, rehber, yol gösterici, yardım eden …   Beypazari ağzindan sözcükler

  • delil — kanıt; tanıt; ipucu …   Hukuk Sözlüğü

  • DELİL-İ AKLÎ — Akıl yolu ile bulunan delil. Nakil yolu ile olmadan, düşünülerek bulunan delil …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

  • DELİL-İ NAKLÎ — Kur an, Hadis i Şerif veya diğer mukaddes kitaplardaki verilen haberler ile olan delil …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

  • DELİL-İ SÜLLEMÎ — (Bak: Delil i arşî, Arş ve süllem …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

  • DELİL-İ İHTİRA' — Cenab ı Hakk ın yeniden icad ederek yarattığı şeylerden meydana gelen, kendi zâtına mahsus delil. Buna misâl olarak birini zikredebiliriz:(Cenâb ı Hak hususi eserlerine menşe ve kendisine lâyık kemâlâtına me haz olmak üzere her ferde ve her nev e …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

  • DELİL-İ İMKÂNİ — İmkâna âit olan delil. $âyeti ile işaret edilmiştir. Bu delilin hülâsası: Kâinatın ihtiva ettiği zerrelerden her birisinin gerek zâtında, gerek sıfatında, gerek ahvâlinde ve gerek vücudunda gayr i mütenahi imkânlar, ihtimâller, müşkülâtlar,… …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük